Astronomi & Astroloji Türkler’de ki Adı ile İlmi Felek Nedir?

Geçmişten, tarihin derinliklerinden, ilk uygarlıklardan günümüze gökbilim, astronomi, astroloji ilmi, ilm-î felek, ilm-î nücûm ve müneccimbaşılık gibi alanlarda, her biri donanımlı, araştırmacı, mücadeleci âlimler; tıp, mimari, matematik, felsefe gibi birden fazla konuda söz sahibi bu bilim insanları neden gökyüzü ile ilgilendiler? Onları engelleyen, araştırmalarını zorlaştıran, iktidarları ve kendi çıkarlarını gözeterek yaptıkları yönlendirmelerin, insanlar üzerinde etkisiz olacağı endişesiyle cehalet uykusunun hâkim olması arzusunda olanların türlü entrika ve engellemelerine karşın bıkmadan, yılmadan, hiç vazgeçmeden, yıllarca süren araştırmalar yaptılar; o dönemdeki kısıtlı imkânları ile gözlemlediler, izlediler, öğrendiler; öğrendiklerini yıldızların dili, gözü olup aktardılar, rehberlik ettiler.

İmparatorlar, âlimler, savaşçılar, kağanlar, krallar, sultanlar, padişahlar, önemli devlet adamları neden onların gözlemlerini böylesine önemsediler; itibar edip kıymet verdiler, araştırma sahalarını genişlettiler? Önemli kararlarında, savaşlarında onların gözlemlerini dikkate aldılar, eşref saati (eşref-î sâ’ât) ile hareket ederek Osmanlı döneminde “müneccimbaşılığı” MEKTEBİ FENNİ İLMİ NUCM Adlı okulu kurarak resmileştirdiler ve onlara ‘Astrologlara’ hilat giydirerek göreve getirdiler. Bu değerli âlimler, farklı alanlarda ve ilm-î nücûm’daki çalışmalarıyla tüm dünyada halen saygı ile yâd edilirken, her ne hikmetse müneccimbaşı olduklarından pek bahsedilmez! Bahsedilmemesinin birden fazla nedeni olabilir muhakkak. Uyuyan zihinlerin uyanmaması için unutturulmak istenilmesinden ya da yeterince araştırma yapılmamasından ötürü olabilir. Her ne nedenle olursa olsun, gerçek gün gibi ortada olduğuna göre bu bilgi değiştirilemez ve bir gün mutlaka ortaya çıkar; GÜNEŞ gibi doğarak aydınlık yüzünü gösterir, tüm ihtişamı ile dağıtır karanlıkları.

Günümüzde gazete köşelerinde aynı ezberlerle yapılan yorumlar, TV’lerde “Şu burç, diğeri ile anlaşamaz” gibi söylemlerle anlatılan, böylesi itibarını kaybetmiş astroloji, o dönemlerdeki adı ile gökbilim, ilm-î nücûm, ilm-î felek neden bu kadar kıymet gördü, önemsendi, böylesi donanımlı, her biri karanlıkları bilimin ışığı ile aydınlatmak için ömrünü bilgiye adayanlar tarafından?

Ne değişti o zamandan bu zamana? Tek bir gezegenin gözlemi bile 287 yıl nakkaş gibi işlenip “usturlaplar” ile “rasatlar” yapılarak, gözlemlenerek elde edilen o zahmetli bilgiler, hayati konularda itibar görürken, neden bugün bu kadar kolay ballandırılarak anlatılır; her şey 12 burçtan ibaret gibi konuşulur, astronomi olmadan astroloji; matematik olmadan, gözlem olmadan, bilgi sahibi olmadan fikir yürütülür? Pek çoğu donanımsız kişiler tarafından yapılan günümüzdeki yorumlar, o kıymetli âlimlerin eşsiz eserlerine, çalışma ve emeklerine ne büyük haksızlık! Hatice-i netice internet üzerinden programlar ile “felekler”in sırlarını barındıran uçsuz bucaksız koskoca gökyüzü, 12 burcun içine sıkışıp kaldı günümüzde. Dilerim bu çalışma ile sorular cevabını bulur. Sümerlerden Şamanlara, Selçuklu’dan Osmanlı’ya; Zic-i Uluğ Bey’den Kitâbu Esrâri’n-Nücûm’a, Seyahatname’den Keşfüz-Zünûn’a, Mukaddime’den Kitab al-Bulhan’a; Ali Kuşçu, Harezmî, El-Battanî, Muhyiddin İbnü’l-Arabî, İbn-i Haldun, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın (Marifatname) ve Kandilli Rasathanesi’nde bulunan çok çok önemli toplam 1340 elyazması eserin birbirinden değerli bilim insanlarının uzun uğraşları sonucu Arapça, Farsça ve Osmanlıcadan oluşan muhteşem arşivinin gün ışığına çıkarılması UNESCO, “Memory of the World’’ (Dünyanın Belleği) destek programı projesinde yer almış ilk 10 projeden biri olması, dünyada tüm araştırmacılara, bilim insanlarına fayda sağlanması için yıllar önce hayata geçirilmiştir. Ve bu değerli eserler gibi daha nice elyazmalarından araştırdığım; geçmişten günümüze varlığını koruyan müzelerde sergilenen; araştırmacıların peşinden koştuğu bu kadim bilgileri, açıklamaları ve görselleri İNKİLAP Yayın evinden çıkan son kitabım TÜRK MEDENİYETLERİNDE Astronomi Astroloji adlı kitabımda siz değerli okurlarım ile paylaştım. Çalışacağım ki bilgisi olmadan fikir yürüten, ispatı olmadan varsayımlar ile hareket eden; muhalefet etmek, karalamak adına “ASTROLOJİ YOKTUR!” diyerek iddia boyutunu geçemeyen konuşmalar, yazımlar; doğrunun karşısında hükmünü yitirsin ve bulanan, soru işaretleri ile yorulan zihinler, bilginin ışığında aydınlansın; gerçekleri öğrensin, düşünsün, sorgulasın; var olanı incelesin, kendi hayatlarında farkındalıklarını artırsın ve gelecek nesillere aktarsın. İşte bu amaçla var olan kadim bilgileri sizlere aktarmaya devam edeceğim.

ASTROLOJİNİN FAL ve BÜYÜCÜLÜK ile HİÇ BİR ALAKASI YOKTUR!

Türkiyede’ki en büyük sorun Astrolojinin eğitimsiz insanlar tarafından ele alınması yüzünden Fal gibi algılanmasıdır ki! Fal ve Falcılık Kutsal kitabımızda haram kılınmıştır. Yasal olarak ta suçtur. FAL ve FALCILIĞIN Bilimle İlimle hiç bir alakası yoktur olsaydı üniversiteleri eğitim kurumları olurdu. Ülkemizde yasal çerçevede FAL FALCILIK BÜYÜ BÜYÜCÜLÜK YASAK olduğundan dolayı bu tür kişiler kendilerine Astrolog unvanı bahşederek kanunlara karşı koruma altına girdiklerini sanmaktadırlar. Bu kişiler yüzünden FAL ve ASTROLOJİ bilmeyenler ve hiç bir eğitim almadan kendilerine astrolog ünvanı verenler tarafından karıştırılmaktadır.

Türkiyeyi istanbuldan ibaret sayan ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde ki astroloji okullarından bir haber, Astrolojiden anlamayan ya da Amerika kıtasını yeniden keşfettim diyerek dikkat çekmek isteyen yeterli bilgi ve araştırma yapmamış Astrolog olmayan Astroloji karşıtı çıkışlar sadece insanların kafasını karıştırmaktan öteye gidemez. Modern Astronominin babası yada Çağdaş astronominin kurucusu olarak anılan KEPLER 1571 yılında Almanya’da doğmuştur. Kendisi Astronomi alanında 3 yasanın mucididir. Kepler Aynı zamanda Fizikçidir. aynı zamanda matematik profesörüdür ve aynı zamanda Astrolog’tur. Bu nedenle Astronomi kurum ve kuruluşlarına adı verildiği gibi Astroloji ile ilgili başta eğitim kurumları olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara da adı verilmiştir. Kepler Üniversitesi Merkezi Avusturya’da bulunan ve ABD de başta olmak üzere çeşitli ülkelerde de faaliyette bulunan önemli bir bilim merkezdir. Yine ABD de bulunan Kepler Koleji astroloji eğitimi veren bir kuruluştur. Özet olarak Modern Astronominin babası yada Çağdaş astronominin kurucusu olarak anılan KEPLER bir Astrolog’tur.  Ancak bazen bazı kişiler çıkıp, astronominin babası olan kişinin aksine astroloji aleyhtarı söylemlerde bulunmaktadırlar. Bu söylemler Kepler yasalarını inkar etmek ile eşdeğerdir. Avukatlar tıp alanında konuşmuyor, yada Doktorlar hukuk alanında konuşmuyorlar. Kendi meslek alanının dışında Astroloji üniversitelerinin yüksek okullarının varlığından habersiz at gözlüğü ile dünyanın merkezine kendi düşüncelerini koyan ve kabul ettirme çabası içinde olan bazı istisnai konuşan kişilere halk itibar etmeyecektir.

Netice olarak:

Temel olarak Astroloji Yüce Allah’ın bizlere çizmiş olduğu hayat planını yorumlayan yol gösterici bir rehberdir. Kişilerin ülkelerin doğum haritalarında ki astronomi verilerini astrolojik olarak hesaplar ve benzerlik yasasını baz alarak uyarılarda bulunur. Örneğin hava durumunu belirlemek için kullanılan METEOROLOJİ kendi sistemine göre bugün hava yağışlı olacak uyarısını yapar kişi ister uyarıyı dikkate alır şemsiyesini yanına alır ve ıslanmaz. İsterse dikkate almaz ve ıslanır.’ Seçimler daima kişilerin hür iradesine aittir.

Günümüzde burç yorumları bize nasıl rehberlik eder?

Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; yıllardır tüm TV programlarımda, kitaplarımda, seminerlerimde; “12 Burç 12 tip insan yoktur.” derim. “Astroloji sadece burçlardan ibaret bir sistem değildir.” der ve şu örneği veririm. Koç burcu biri hayatının zirvesinde iken; bir diğer koç insanı hayatının en zor ve kötü döneminde olabilir. Kişinin doğduğu gün önemlidir. Bir burcun ilk 10 günü, 2nci 10 günü, 3ncü 10 günü hangi diliminde doğduysanız etkiler farklıdır. Günlük, haftalık ve aylık yorumlara gelince; her şeyden önce bu yorumları yazan kişi, Astroloji üniversitelerinden mezun olmuş; profesyonel bir ASTROLOG olmak zorundadır.

Gezegenler sürekli hareket halindedir. Düşünün sadece AY 2.5 günde bir burç değiştirir ve Ay büyüyen gelişen her şeyle ilişkilidir. Özellikle kadınlar, duygularımız, bilinçaltımız üzerinde ki etkileri çok fazladır. Diğer gezegenlerin geçişleri de gün içinde derece derece farklılıklar gösterir. Batı Astrolojisine göre TROPİKAL ZODYAK Güneş zamanlıdır. ÇİN ASTROLOJİSİ AYSALDIR. Antik Çağ takvimini baz alır. Ve her yıl bir burcu kapsar. HİNT ASTROLOJİSİ ise SİDERAL Zodyak’ı kullanır ve her bir sistem kendi içinde farklı teknikler ile gökyüzünün rehberliğinde kendimizi tanımamızı; yaşamımızı doğru şekilde yönlendirmemiz gereken konularda önceliklerimizi belirlememize yol gösterir.

Gelelim şimdi yorumlara; gerçek bir astrolog bu sistemlerden birini ya da benim kullandığım gibi BATI ÇİN ve HİNT astrolojisini bir arada kullanarak gezegenlerin gün gün transitlerini inceleyerek; 12 burcun 1nci, 2nci ve 3ncü dekanlarına göre günlük enerjilerini inceleyerek; bu doğrultuda yorumlarda bulunur. Hiç astroloji bilgisi olmayan biri bile bu yorumlardan faydalanarak GÜNEŞ burcuna göre astrolojinin rehberliğinden faydalanır. Bireysel doğum haritalarımız ise parmak izi gibidir. Kişinin PİN kodlarını çözümleyen sağlıktan meslek hayatına; evlilik ve ilişkilerden her konuya rehberlik eden bireysel bir çalışmadır. Pek tabi ki bireysel doğum haritası analizi GÜNLÜK HAFTALIK ve AYLIK yorumlardan çok daha detaylı bir çalışmadır.

İLİME BİLİME AKSİ İSPAT EDİLİNCEYE KADAR SAYGI DUYARIM.

Çünkü dünyanın Öküzün boynuzları üzerindeki bir tepsi olduğunu; Öküz hareket ettikçe deprem olduğunu söyleyen aynı ilim, bu gün bu söyleme safsata diyor.

Bu durumda Galileo’ un suçu neydi? O gün onu eleştirenler yargılayanlar bugün onu yer göğe koyamayanlar arasında nasıl bir fark vardı? Ama o zamanlarda bugün savunulan kabul görmüş ilmi savunanları ateşlere atıp diri diri yakıyorlardı. Ülkemiz de bulunan dünyada GÜNEŞİN ülkesi olarak adlandırılan Apollon tapınağında MÖ 7nci yüzyıla ait horoskoplar Doğum haritaları halen varlığını korurken ve Yakın zamanda Urfa göbekli tepe tapınağının gün yüzüne çıkması dünya tarihinde yeni bir süreci başlatmışken doğru kabul edilmiş pek çok savunulan teorinin çökmesi ile ve göbekli tepe tapınağında ki astrolojik semboller astrolojinin insanlığın yazılı tarihinden öncesine dayandığını ortaya koymuşken ve tüm dünyadaki bilim insanları bu gerçekleri ortaya çıkarma çabası ile araştırmalarını sürdürürken bugün halen bu konunun yanlışlar üzerinden değerlendirilerek ele alınmaya ve doğru gibi kabul ettirilmeye çalışılması hakikaten üzücüdür. Gerçekleri araştırmalı bilginin peşinden gitmeli yok demeden reddetmeden gerçek dayanakların izinde karanlıkları aydınlığa çevirmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

*
*